Günlük hayatımızın olmazsa olmazlarından kahve; sabah enerjisi, yemekten sonra yapılan bir keyif, bazen de günün bir anında enerji ihtiyacımızı karşılaması için aklımıza ilk gelen kurtarıcı… Tarihi 600 yılı aşkın bir süreye dayanan, kültüre ve zamana göre değişiklik gösteren, birbirinden farklı çeşitleri ile hayatımızda yer alan kahveyi doğru tükettiğinizden emin olarak, bundan maksimum fayda sağlayabilirsiniz.

İdeal miktarda planlı tüketin
Kahveyi, istediğiniz her an tüketmemeye dikkat etmelisiniz. Kahve tüketiminde; günlük miktar, içme sıklığı ve zamanı çok önemlidir. Eğer kafeine karşı bir hassasiyetiniz yoksa, günde iki fincan kahve içmek normaldir. Kafeinsiz kahve içiyorsanız, bu miktar üçe de çıkabilir. Kahvede şeker, süt, krema gibi ilaveler kullanıyorsanız kalori durumuna göre kahve miktarınızı belirlemelisiniz. Kahve tüketimi günlük 400 miligramı geçmemelidir. Kahve alımında miktar kadar tüketim zamanı da önemlidir. Kahveyi yemekten hemen sonra tüketmek demir emilimini zorlaştırdığı için, yemekten 1 – 2 saat sonra kahve içmekte yarar var. Sabah uyandığınız anda içtiğiniz kahve de boş mideye direkt etki eder ve ağrıya sebep olabilir. Bu nedenle, kahveyi, çok açken ve doyduğunuz anda içmemeye özen gösterin.

Taze kalması için kahvenizi doğru şekilde saklayın
Kahvenizin uzun süre taze kalmasını istiyorsanız, doğru şekilde muhafaza etmelisiniz. Çekirdek kahve tüketiyorsanız, valfli ambalaj içerisinde, oda sıcaklığında saklayabilirsiniz. Buzdolabına koymanız durumunda, kahve nemlenerek aromasını kaybeder ve acı bir hal alır. Öğütülmüş kahve içiyorsanız; kahveyi kavanoz içerisine dökün ve hava almayacak şekilde kapatarak nemsiz ve serin bir ortamda muhafaza edin. Kahvenin taze kalması için bulunduğu ambalajın, içerideki karbondioksiti atması ve dışardan hava almaması gerekir. Kahvenin bulunduğu ortamda ağır bir koku da olmamalıdır. Kahve, ortamdaki diğer kokuları içine çekebilir, bu şekilde aromasını ve tazeliğini de yitirebilir.

İlavesiz tüketmeye dikkat edin
Gerçek kahve tadını almak ve kahveden alacağınız kaloriyi en aza indirmek için sade tüketmek çok daha sağlıklı. Kahveyi sert içemeyenlerdeniz, süt tozuyla yumuşatmak yerine süt kullanabilirsiniz. Yumuşak içim kahveleri sade olarak tüketmeniz de sade kahve içme alışkanlığı kazanmanızı sağlayacaktır. Toz karışım olan farklı türde kahveler, kolay ve zahmetsiz göründüğü için cezbedici olabilir; ancak bu kahveler gerçek kahve tadını vermez ve içeriğinde çok fazla katkı maddesi bulundurur. Bu kahvelerden tüketenlerdenseniz, çok geçmeden kahve alışkanlığınızı değiştirerek, zengin kahve dünyasının güzelliklerini keşfetmelisiniz.

Kahveden sonra mutlaka su için
Hangi kahveyi tüketirseniz tüketin, yanınızdan suyu eksik etmeyin. Türk kahvesinin su ile beraber sunulması, kültürel bir anlam taşıyor olsa da bilimsel açıklaması da var. Kahvenin içeriğinde bulunan oksalat, böbrek taşı oluşumuna sebep olabileceği için, kahve ile beraber su tüketmek, oksalat miktarının su ile temizlenmesine ve vücuttan atılmasına yardımcıdır. Su tüketiminiz artarken, vücudunuzu da arındırmış olursunuz.

Diyette kahve tüketimi
Diyet yaparken de kahve tüketimine dikkat edilmelidir. Düzenli kahve tüketimi; kan dolaşımının hızlanmasına yardımcı olur, yağ yakılmasını hızlandırır. Diyet yaptığınız zamanlarda içeriğinde süt tozu, tatlandırıcı ve katkı maddesi olan karışım kahvelerden uzak durmaya dikkat edin. Kahvenizi mutlaka şekersiz ve kremasız tüketin. Kafeinsiz kahve çeşitlerini, sade filtre kahve ya da espressoyu ve sade Türk kahvesini tercih edebilirsiniz. Türk kahvesini sade tüketmek istiyor ama bu şekilde acı buluyorsanız, içerisine biraz tarçın eklemenizi öneririz.

Farklı tatlarıyla hemen her gün tükettiğimiz kahve, enerjiye ihtiyaç duyduğumuz her an başvurduğumuz bir kurtarıcı olmamalıdır. Aklınıza gelen herhangi bir zamanda kahve içmek, yanlış bir tüketim kültürü oluşturur. Sağlıklı beslenme düzenine uyum sağlaması için, kahve alışkanlığınızı gözden geçirerek, ideal miktarda ve düzenli şekilde kahve tüketin, kahveden maksimum yararı sağlayın.