Vücudunuzun biyolojik saatiyle ilgili bilmeniz gereken her şey!

0
21

Beynimizin içinde, geceleri uykumuzu getiren ya da gün ortasında acıkmamızı sağlayan bir biyolojik saat olduğunu biliyoruz. Ancak son yıllarda yapılan genetik araştırmaları, vücudumuzda aslında yalnız bir değil binlerce biyolojik saat olduğunu ve bunların her birinin kalp, pankreas, deri ya da akciğer gibi farklı organlarda çeşitli görevleri yürüttüğünü ortaya koymuş durumda. İlginç olansa, bu saatleri günlük rutinler sayesinde beynin biyolojik saatiyle senkronize tuttuğumuz takdirde bize çokça faydasının olması.

24 saatlik döngüler
İnsan bedeni, kendisini doğanın ritmiyle senkronize eden bir biyolojik saate sahiptir. Bu saat, bizi dünyanın kendi etrafında dönmesi sayesinde oluşan gece ile gündüzün 24 saatlik döngüsüyle uyumlu kılar. Bu sayede karanlık olduğunda uyur ve hava aydınlandığında da uyanırız. Buna 24 saatlik döngü denir ve bu döngüler sadece uyku ritmimize değil, vücut sıcaklığımızın düzenlenmesine, hormon üretimimize ve sindirim sistemimizin çalışma biçimine de karar verir. Vücudun biyolojik saati, bunları beyinde bulunan küçük bir yapıya borçludur. Hipotalamusta yer alan bu yapı, göz bebeklerinin içinden giren ışıkları dikkate alarak gündüz ve geceyi tanır ve bu sayede kan basıncı, vücut sıcaklığı, beden aktivitesindeki değişimleri kontrol eder. Geceleri uykumuzun gelmesi ya da sabah olduğunda uyanmamızın nedeni de budur.

Rutinlerin avantajı
Vücudun biyolojik saatlerini düzenli bir ayarda tutmak için beslenme, dinlenme ve fiziksel aktiviteye dair günlük rutinlere sahip olmak en ideal yöntemdir. Rutinlere sahip düzenli bir yaşam biçimi, bedenin sağlıklı işlemesine de yardımcı olur. Bu sayede kilo kontrolü daha rahat sağlanır ve bazı tedaviler de daha hızlı sonuç verir. Bu durum özellikle kanser tedavisinde geçerlidir; çünkü düzensiz ve aritmik olan kanser hücreleriyle, vücudun biyolojik saatine uygun şekilde verilen kemoterapi tedavisiyle daha etkin mücadele edilebilir.

Herkesin biyolojik saati aynı mıdır?
Her insanın biyolojik saati bazı farklılıklar gösterebilir. Ancak herkeste aynı olan bazı zaman dilimleri vardır. Örneğin; öğleden sonra saat 15:00-16:00 sularındaki kan şekeri düşmesine bağlı acıkma, aşağı yukarı herkeste aynıdır. Ya da gece 02:00-04:00 arasındaki uyku, herkes için en derin uyku zamanıdır. Fakat bu yine de bireysel tercihlere göre farklılıklar gösterebilir. Gece çalışan birinin derin uykuya dalma zamanı elbette farklı olabilir.

Biyolojik saat bozulur mu?
Bu sorunun yanıtı evet. Bunun en sık görülen nedeni ise seyahat etmek. Özellikle saat dilimleri ile gece ve gündüz sürelerinin değişmesi, vücudun biyolojik saatinde dalgalanmalara neden olabilir. Bunun en şiddetli örneği ise jetlag’dir. Öte yandan biyolojik saatinizin raydan çıkması için seyahat dışında nedenleri de var; düzensiz uyku ve uyumadan önce telefon, tablet, bilgisayar gibi yapay ışık kaynaklarına maruz kalmak da vücudunuzun 24 saatlik döngülerine zarar verir.

Biyolojik saati dengede tutmak için
Bunun için öncelikle, yukarıda da bahsettiğimiz gibi, kendinize ait ve 24 saatlik döngülerinizle uyumlu rutinler oluşturmalısınız. Her gün aynı saatte uyuyup aynı saatte uyanmak bunun için bir ön koşul. Yine aynı şekilde öğünlerinizi aynı saatlerde yiyerek de biyolojik saatinize yardımcı olabilirsiniz.

Biyolojik saatin ve vücudun 24 saatlik döngülerinin hem zihinsel hem de bedensel sağlığımıza etkisi çok büyük. Bu bakımdan, gündelik hayatınızda belli rutinler oluşturarak hem sağlığınızı koruyabilir hem de gün içindeki çalışmalarınızda veriminizi arttırabilirsiniz. Nitekim doğada bulunan her canlının bir biyolojik saati ve 24 saatlik döngüsü olduğunu düşündüğümüzde, bedenimizi doğanın döngüsüyle uyumlu kılmanın önemini daha iyi anlayabiliriz.