Ketojenik beslenme ile ilgili bilmeniz gereken her şey!

0
22

Düşük karbonhidrat diyetleri arasında yer alan ketojenik beslenme şekli, genel olarak ‘ne yersek onu yakarız’ fikri etrafında şekillenmektedir. Buna göre karbonhidrat oranı yüksek yiyecekler tükettiğimizde vücudumuz glikoz üretir ve enerjimizi de bundan sağlarız. Ancak karbonhidrat bakımından düşük ve yağ bakımından yüksek bir beslenme şekli benimsediğimizde ise karaciğerimiz yağları parçalayarak keton denen maddeleri üretir ve vücut da enerji kaynağı olarak bunları tüketir.

Ketosis süreci
Ketojenik beslenme şeklinde karbonhidrat alımını sınırlandırmanın nedeni, vücudun enerji kaynağı olarak öncelikle glikozu tercih etmesidir. Bu durumda, enerji yakımı için kullanılmayan yağlar depolanır ve bu da kilo alımına neden olabilir. Karbonhidrat alımı sınırlandırıldığında ve enerji kaynağı olarak ketonlar kullanılmaya başlandığında ise vücut “ketosis” adı verilen sürece girer. Ketosis, yiyecek alımının düşük olduğu kıtlık gibi durumlarda vücudun hayatta kalmak için verdiği doğal bir tepkidir ve ketojenik diyetin temel amacıdır.

Yararları
Ketojenik diyetin araştırmalarca kanıtlanmış pek çok faydası olduğu bilinmektedir. Kilo vermek isteyenlerin de yaygın bir şekilde izlediği bu beslenme şeklinin, aynı zamanda kan şekerini dengede tutma, iştah kontrolü, epilepsi tedavisi, tansiyon ve kolesterol ve hatta akne gibi konularda da yararlı olduğu bilinmektedir. Ayrıca ketojenik diyetin odaklanmaya yardımcı olduğu da kanıtlanmıştır. Kan şekerindeki dalgalanmaları azaltması nedeniyle beyin fonksiyonlarını geliştirdiği bilinen ketojenik beslenmeyi özellikle bu amaçla takip edenlerin sayısı bir hayli fazladır.

Neler yenmeli?
Ketojenik beslenme şeklinde genel olarak balık, kırmızı et, tavuk gibi etler; yumurta, tam yağlı süt ürünleri gibi hayvansal ürünler, yeşil yapraklı sebzeler, brokoli ve karnabahar gibi toprak üstünde yetişen sebzeler, stevia gibi doğal tatlandırıcılar, avokado, kırmızı meyveler, ceviz ve fındık gibi yağlı tohumlar ve Hindistan cevizi yağı gibi diğer yağlar tüketilir.

Asla yenmemesi ya da minimum düzeyde tüketilmesi gereken yiyecekleri ise tahıllar, bal ve akçaağaç şurubu dahil şeker türevleri, diğer meyveler, patates gibi kök bitkiler olarak sıralayabiliriz.
Ketosis sürecinde olduğunuzu nasıl anlarsınız?
Ketojenik beslenmeye başladıktan sonra genellikle birkaç gün içinde ketosis sürecine de girersiniz. Vücudunuzun bu süreçte olduğunu anlamak için bazı kan ve idrar testleri mevcuttur. Ancak bazı noktalara dikkat ederek, herhangi bir test yaptırmadan bunu kendiniz de anlamanız mümkün.

Ketosis sürecinin en belirgin özelliği idrarda gözlenen artıştır. Eğer daha sık tuvalete gitmeye başladığınızı fark ediyorsanız ketojenik diyeti başarıyla uyguluyorsunuz demektir. Bunun yanı sıra ağız kuruluğu ve ağızda metal tadının eşlik ettiği kötü koku da ketosis sürecine girildiğinin işaretleridir. Ağız kuruluğunun nedeni sık idrara çıkmaktır ve yeterli miktarda su içilerek önlenebilir. Kötü koku ve metal tadı ise ketojenik beslenmeye başlama aşamasında görülür ve zamanla kaybolur. Tüm bunlara ek olarak enerjinizin arttığını ve iştahınızın azaldığını hissediyorsanız ketojenik beslenmenin en temel göstergelerini de yaşıyorsunuz demektir.

Vücudumuz edindiğimiz alışkanlıklara uyum sağlamada son derece başarılıdır. Beslenmenizde karbonhidratları azaltır ve bunun yerine yağlara yer verirseniz, enerjinizi de yağlardan sağlamaya başlarsınız. Sağlıklı yaşam için öncelikle beslenmenize dikkat etmeli ve sağlıklı alışkanlıklar edinmelisiniz.