Doğum sonrası depresyonla ilgili merak ettiğiniz her şey!

0
6

Pek çok kadının hayatındaki dönüm noktalarından biridir doğum. Anneliğin sunduğu tarifi olmayan güzel duygular, kadını birçok açıdan farklılaştırabilir. Gebeliğin sonlarına doğru kadınlık hormonlarındaki ani artış, doğumdan sonra da ani bir düşüş gösterir. Çoğu kadının hamilelik sonrasında yaşadığı ani duygu değişimleri kısa sürede kendiliğinden geçse de bazı kadınlarda bu süreç, uzun ve zor bir hale gelebilir, devamında da postpartum depresyon olarak belirebilir. Temelinde hormon değişiklikleri olan postpartum depresyonun farklı nedenleri, etkileri ve elbette tedavisi de mevcut.

Postpartum depresyon neden yaşanır?
Doğum sonrası depresyon her kadında görülmese de risk faktörlerine göre bazı kadınlarda ortaya çıkabiliyor. İlk doğum olmasının postpartum riskini arttırmasının yanında; çok genç yaşta hamile kalmak, daha önce yaşanmış bir depresyon, boşanmış olmak, evlilikle ilgili sorunlar, annelik hüznü, doğum korkusu yaşamış olmak, ailenin sosyal ve ekonomik koşullarının iyi olmaması, bebeğe iyi olanak veremeyeceğini düşünmek, doğum ve sonrasında yaşanan ağrılar, alınan kiloların verilemeyeceği korkusu, vücudun bozulacağı ve beğenilmeme endişesi de sık görülen sebeplerdendir. Doğumdan kaynaklı stresler ve doğumun uzantısı olarak kabul gördüğü için çoğu zaman ihmal edilen postpartum depresyon, annenin biyolojik ve psikolojik olarak buna yatkın olması halinde daha fazla görülebiliyor.

Belirtileri ve etkileri
Doğum sonrası depresyonun belirtileri, psikolojik ve fizyolojik olarak kendini gösterir. Postpartum depresyon dediğimiz değişimin belirtileri arasında; sürekli kaygılı olma hali, ağlamak ya da ağlayamamak, kendini değersiz görme, suçlu hissetme, bebeğe zarar vereceği hissine kapılma, gerginlik, aşırı sinirlenme, bebeğe duymak istenen duyguların hissedilememesi, bebeğin bakımı ile ilgili kendini yetersiz görme, unutkanlık, dikkat eksikliği gibi duygu durumları vardır. Doğum sonrası depresyonun fiziksel belirtileri ise; uyku düzeninin bozulması, yorgun ve bitkin hissetme, hareketlerde yavaşlama ya da aşırı hareketlilik, iştahsızlık veya aşırı yeme isteği, cinsel isteksizlik olarak gösterilebilir.

Doğum sonrası sendrom ne kadar sürer?
Anne olduktan sonra birçok kadın, duygusal ve endişeli hisseder. Bu durumun normal şartlarda 7 – 10 gün içerisinde normale döndüğü bilinmektedir. Nadir görülen ama ağır etkileri olan doğum sonrası depresyon ve psikoz ise doğumdan sonra ilk 6 haftada belirir, birkaç ayda aşılabildiği gibi 2 yıla yakın bir süreyi de kapsayabilir. Uzayabilen bu süreç, annenin hayatında ve bebeğin gelişiminde olumsuzluklara neden olur.

Bitkisel takviyeler ve beslenme
Hamilelik ve emzirme döneminde de doğru beslenmenin önemi, herkes tarafından bilinen hassas bir konu. Sütü arttırıcı etkisinin yanında enerji de veren su tüketimi, günde en az 2,5 litre olmalıdır. Kafein, çikolata ve şeker tüketiminden kaçınılmalı, bu gıdaların duygulara etkisi göz önünde bulundurularak, az miktarda alındığında duygu değişimlerini de dengede tutulabildiği bilinmelidir. Düzenli balık tüketmek, omega-3 yağ asidi takviyesi; yumurta, tahıl, ceviz, badem, fındık, keten tohumu, kuşkonmaz, yeşil yapraklı sebzeler, brokoli, pancar, mısır, havuç, avokado, brüksel lahanası gibi folik asit yönünden zengin besinlerin alımına dikkat edilmelidir. Uykusuzluk, sinirlilik gibi durumların tedavisinde yatıştırıcı etkisi olan papatya, lavanta, melisa otu, kediotu, kava kava gibi bitkilerin tüketimi ile de postpartum depresyon kolay bir şekilde aşılabilmektedir. Beslenme düzeniyle uyumlu, yeterli düzeyde yapılan aerobik egzersizler ve masaj da bu durumu atlatmada faydalanılabilecek diğer alternatifler arasında yer alıyor.

Tedavisinde nasıl bir yol izlenmelidir?
Postpartum tedavisi için mümkün olduğu kadar ilaç kullanımına başvurulmamalıdır. Tedavi sürecinde en önemli destek eş desteğidir. Bunun yanı sıra annenin yakın çevresinin de bu süreçte hassas olması gerekir. Doğru beslenme, egzersiz, masaj ve psikoterapi tedavilerle annenin hızlı bir şekilde bu durumdan çıkması mümkündür. Eşlerin, psikoterapi yardımlarını beraber almaları ise daha faydalı sonuçlar verebilmektedir. Depresyon durumu, emzirme dönemine geçişte ve sonrasında hem anne hem de bebek için olumsuz etkiler bırakır. Bu nedenle geç olmadan uzman tavsiyesine başvurulmalıdır.

Hamilelik ve annelik döneminin getirdiği güzel duyguların yanında, istenmeyen ama kaçınılmaz ruh değişimleri birçok kadın tarafından yaşanmaktadır. Bazı annelerde uzun süren ve depresyona dönüşebilen etkiler, bilinçli bir yaklaşımla kısa sürede atlatılabilir.